Yeniyiz şu dünyada, dünya dünya!
Yüzyılın yalanı demokrasi! Ya varsa?
Var mıdır dersiniz? Kim bilir?
Eller mahküm yaşıyoruz. Son yüzyılda neler değişmedi ki? Eller mahküm sonuçta kim bilecek ne değiştiğini? Sorular hep klasik. Yaşamlar da öyle. Dönencenin ucundaki kim? Kim çeviriyor bu çarkı? Çark dedim de aklıma arabanın tekeri geldi. Gözünüzü üzerinde yazan bir harfe odaklarsınız ama araba hareket ettiğinde bir türlü o harfi bulamazsınız. Zaman herşey mi ne? Yüzyılımızın en kasvetli günleri bu günler olsa gerek. Geçmiş yüzyıllara bakılacak olursa hep başlangıçlar sancılı olmuş. Yazık bize!
Yine, yeniden bir seçimin arifesindeyiz. Seçilecek olan sadece bir ikdidar değil ülkenin rejimi oylanacak. Malüm yeni anayasa yapılacak, çok büyük, büyüklerimiz bizler için biçilen yeni sistemi oylayacaklar. Onlar kabul edecek bizler onaylayacağız. İşte geçmişimizin kâbusu bu değil mi? Anayasamızı kimse savunmaz herhalde ama ya yenisi? Yeni anayasa yapmak, yeni sistem yaratmaktır. İsterseniz şöyle düşünelim;
Eğer yeni kurallar konacaksa ya da yeni kurallar eklenecekse bunun adı yeni olur. Yeni olan şey yeni kurallar ağıdır. Bunun adı yeni sistemdir. İşte bu sebeptendir ki başkanlık sistemi ortaya atıldı. Peki ne olacak sorusunu ben de merak ediyorum. İzleyip göreceğiz.
Herkes gibi ben de iyi şeylerin olmasını diliyorum eğer mümkünse. Mümkün müdür?