Bu Blogda Ara

17 Haziran 2012 Pazar

Ve yine o şarkı...


   Dokunaklı şiirlerin yazıldığı gecelerde, öylesine bir iç çekiş, buğulu gözlerin ardındaki yalnızlık. Yine bir yıpranışın eteklerinde iken, yazıyorum bu satırları nedendir bilmem bu aciz halim. Güçlü bir devin çaresizliğini yaşıyorum. Kesinlikle ilk değil ve son da olmayacak. Kişilik mi dersiniz karakter mi? Bilmem! Böyle işte.
   Hesapların hep açık verdiği, durmadan aynı şarkının çaldığı, duvarları yarıya kadar ahşap döşemeli küçük köhne bir barda, kadehteki parmak izlerini sayarken uyanıyorum ve hep o rûya. Uyandığımı sanıp gerçekliği ararken yine uykuda olduğumu fark ediyorum. Gerçek ile gerçeklik arasında sıkışmış kısır döngüdeki hayatım böylesine sürüp gidiyor.
   Ve yine o şarkı…
  Yakın zamanda almaya başladığım ilaçlarıma yoruyorum, yorgun geçen günlerimi veya iklimin bunaltıcı sıcağına. Hayat bu kadar kısa ve basit iken bu denli zorlaştırmak neden? Ağdalı cümleler ve sonu hiç belli olmayan imalar ile yazılan satırların anlamsızlığı bir yana, ağustosta eylülü yaşıyorum.
   Öylesine durgun ve kırgın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder