Bu Blogda Ara

4 Aralık 2013 Çarşamba

Sağlık mı?

   Hayat akıp giderken bir dizi şema ile...
   Doğumdan-ölüme yer, zaman, sosyal statü ayırt etmeden insanın üzerinde baskı kuran, sosyal ortamlar, arkadaşlar, etrafta olan bitenler.
   Bu kadar kırılgan bir yapı zemin üzerine gökdelen inşa etmeye benziyor insan psikolojisi.
   Çok kırılgan, hassas, elde edebileceğinden fazlasını arzulayan.
   Psikosomatik etkiler günümüzde yaşanan en sık semptomlar olduğunu söyleyebilirim. Etrafına dönüm baktığımda bu etkilerden yaşamayan kişi göremiyorum. Temel istatistikler ne diyor bilmiyorum ama kaygı sonuç olarak günümüzün en büyük problemi.
   Güven vermeyen siyasi iktidarlar, ekonomik sallantılar, her geçen yıl daha da artan mahalle baskısı, bu tip sebepler semptomların en büyük tetikleyicisi olarak görünüyor.
Sağlığın tanımı yapılırken, üç temel noktaya değinilir;
1 Fiziksel sağlık
2 Zihinsel sağlık
3 Cinsel sağlık
   Yediği mısır GDO ile mutasyona uğratılmış, verimi yükseltmek için genetiği ile oynanmış ise, yediği tavuk etinde bolca antibiyotik varsa, yediği sebzede tarım ilacı artıklarından geçilmiyorsa, hangi temel fiziksel sağlıktan bahsedebileceğiz?
   Asgari ücretin 800 lira olduğu memleketimizde, her ay nasıl faturalarını ödeyeceğini düşünüyorsa kişi, çocuklarını okula gönderirken mahcup olmamaları için ceplerine zor zar 5 lira koyabiliyorsa ve bu kaygılar sürekli bu kişinin ensesinde ise, nasıl olacak da normal bir zeka seviyesi ve normal bir ruh hali bekleyeceğiz bu bireyden.
   Cinsel sağlığa gelince. Bu kadar derin ve sistemin bizzat kendisinin ürettiği sorunlar sebebi ile yarı hasta gezen bir toplumda cinsel sağlık nasıl normal olabilir? Kültürel tabuları saymıyorum bile.
Siz makine gibi yaşayacak ve sistemin öngördüğü kadar mutlu ve sağlıklı olacaksınız!
   Her gün magazin programlarında izlediğiniz oligarklar, sizin emeğinizi sömürüp sonra da, sizin hakkınız olanı size bireysel başarı gibi satacak, bunun adı  KAPİTALİZM olacak!
   Sen emekçi! Sen sustuğun sürece senin emeklerinin ürettiği buğdaylar gün geldiğinde sana kalaşnikov olarak geri dönecek ve o namludan çıkan mermiler senin emekçi kalbini durduracak.
   Sen emekçi! Her gün sabah programlarında bilmem kaç kilo kıyma ile göstermelik yapılan o yemekler, senin ayda yılda bir yiyebildiğin malzemeler ile yapılan israf ve senin gözlerinin içine baka baka seninle alay edişleri, ses sustukça devam edecek.
   Dünyada çalışmana kota koyan o koca göbekli, çürük dişliler; sen öldüğünde senin çocuğunu kullanmaya devam edecekler.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! 
  Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927