Bu Blogda Ara

20 Kasım 2012 Salı

Seçim'sizlik.

   İnsanın yaşamındaki seçimler hakkınca bir kaç fikir karalamak istiyorum. Tüm benliğimizle özgür olduğumuzu hissetmek oldukça gurur ve güven verici duygulara sebep olurlar. Aslında özgürlük insan doğasının vazgeçilmez duygusudur. İnsan karakteri üzerinde güç kullanarak tam kontrol edebilmek, bilemiyorum ne kadar mümkündür? En uysal görünen karakterin dahi kendisine ait hareket alanına ihtiyaç duyacağı aşikârdır. 

   Özgürlük denince aklıma bir çok açıdan hayatı değerlendirmek geliyor, lâkin özgürlük kavramı oldukça geniş bir yelpazede değerlendirilmesi daha doğru olur. Bana göre özgürlük tam anlamıyla var olmalı. İnsanın anlayış ve kapasitesi doğrultusunda, bu kavramdan ne anlıyor ise o derece özgür olabilmeli. Tabi ki bir sınır olmadan bunu yaşamak en idealidir, fakat sizinde bildiğiniz gibi bu sınırları insan karakterinin sınırları belirler.

   Yaşamış olduğumuz çevrenin özgürlük ve seçim anlayışını neredeyse her gün düşünmekteyim ve sizlere bir kaç örnek verip konuyu düşünmek üzere sizlere havale etmek istiyorum. Klasik olarak özgürlüğünüz bir başkasının yaşam alanına girdiğinde bitiyor, en azından böyle denir. Ama ne yazık ki özgürlüğün temel gereksinimlerini dahi insan oğlu kendi eliyle kurduğu idare sistemleriyle yaşayamıyor. Etrafınızda sürekli size ne yapmanız gereken sistem artıkları ve bunlardan beslenen parazitler ile boğuşuyorsunuz. Trafik tabelâlarının dahi size gitmeniz gereken yönü söylediği bir düzende az da olsa özgür hissetmek ne kadar mümkündür? 

 

19 Kasım 2012 Pazartesi

Saygı

   Ilık sonbahar günü, kış mevsiminin ilk damlaları düşerken gökyüzünden dalgın hafif karanlık bir pazartesi günü. Sıradan ve oldukça sıkıcı diyebileceğim saatleri yaşamak bana ömrümün geçmiş günlerindeki hatıralarımı tekrar tekrar düşünmeme ve onları tekrar yaşamama sebep oluyor. Şu kısa ömrümde neler yaptığımı  hatalarımı, sevinçlerimi durmadan düşünüyorum. Bir sonuca varmak oldukça güç.
 
   Yaptığım tüm iyiliklerin karşılığını hiç bir zaman beklemedim. Beklediğim tek şey azami saygıydı. Fakat insanoğlu doğasındaki kibir ve karşı konulmaz ben merkeziyeti yüzünden bir türlü minnet duygusunun ne kadar önemli olduğunu anlayamıyor. Kendisine biçilen değer kadar hayat yaşamak nedendir bilmem bu ilkel canlının çok hoşuna gidiyor. Oysa ki hayvanlarda bile bir popülasyon içerisinde saygıyı sosyalleşerek ya da popülasyon için yaptığınız uğraşlarla kazanırsınız. Biz basit yaratıklar bunun bilincinden ziyade dünyanın sadece şahsımıza ait yörüngede döndüğünü düşünerek ne kadar büyük gaflet içine düşüyoruz.

   Toplum içindeki rolünüzü ve ileride muhtemel çocuklarınızın sizinle ne kadar gurur duyacağını siz belirliyorsunuz. Öte yandan öğrenilmemiş minnet duygusunun kibri körüklediği gibi hayatta muhtemel başarıları da törpülediğini şahsi tecrübelerimden sizlere aktarabilirim. Üstlendiğiniz rolünüzün hakkını vermek için bir tiyatro oyuncusu titizliğinde hayatınıza devam etmenizde yarar var lakin bu basit canlının yaşam enerjisi etrafındakilerin ona duyduğu saygı kadardır.